DOĞAL SABUN ATÖLYESİ

bir SABUNİ projesi…

Neden Doğal Sabun

April12

Gelişen teknoloji ile birlikte, kullanım kolaylığı ile zaman kazandıran ve albenilerinden dolayı tercih edilen deterjanları kullanırken, kimyasallarla çevremizi nasıl kirlettiğimizin farkına varmıyoruz.

Evimizde olmazsa olmaz sabunun kalitesi, kullanılan ham maddelerin niteliği ile orantılıdır. Sabun üretiminde cildi besleyici özelliği en zengin doğal ürün zeytinyağıdır. Yüksek kalite zeytinyağı ile üretilen sabunlar açık krem renginde ve kokusuzdur. Renkli ve kokulu sabunlar alkol bazlı kimyasallar içerdikleri için bitkisel içerikli olarak üretilseler bile, içerdikleri yağların cilt için faydalı özellikleri üretim aşamasında büyük ölçüde kaybolur.

Düşük kalite (dip/prina) zeytinyağlarının işleme tabi tutulmadan yenmesi mümkün değildir. Genellikle sabunluk yağ olarak değerlendirilen bu yağlardan yeşil veya kahverengi görünümlü sabunlar elde edilir. Bu tür sabunların da besleyici özellikleri düşüktür.

Zeytinyağı A,E,D,K vitaminleri içerir. Birinci kalite sofralık zeytinyağı ile üretilen sabunlar cildin doğal nem dengesini korur, genç ve yumuşak görünmesini sağlar. Doğal sabun üretiminde zeytinyağının içerdiği vitaminleri ve sabunun cilde besleyici özelliğini korumak amacıyla, üretimin “soğuk işlem” metodu ile yapılması gerekir.

Doğal Sabunlar üretim ve kullanım aşamasında çevre ve doğal su kaynaklarını zararlı atıklarla kirletmez. Ekolojik dengeyi korur; çevre dostudur.

Atölye Çalışması Hakkında

April12

Üreteceğiniz sabunu kullanmak, sevdiklerinizle paylaşmak ister misiniz?

 bs

Amaç: Sabunun yağdan sabunlaşmaya uzanan geleneksel hikayesini meraklıları ile paylaşırken, doğal sabun ile gelen sağlıklı temizlik bilincini yaygınlaştırmak.

İçerik:
• Sabun yapım teknikleri ve sağlıklı temizlik bilgi paylaşımı
• Sabun bazı ve hamurunun hazırlanması
• Çeşitlendirme
• Kalıplama

Uygulamada kullanılacak sabun kiti (yapım gereçleri ve hammadde) tarafımızdan tedarik edilecek, elde edilen ürün katılımcının olacaktır.

Çalışma Süresi 1 gündür.

Katılım kontenjanlıdır, çalışma grupları 5 kişi ile sınırlıdır.

Kredi kartı geçerlidir.

Atölye’ye Ulaşım

April12

Ulaşımınız için atölyemizin yerini aşağıdaki haritada görüntüleyebilirsiniz. Haritayı sol üst köşesindeki “+” ve “-” işaretleriyle yakınlaştırıp/uzaklaştırabilir veya daha büyük olarak başka bir sayfada incelemek için haritanın altındaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Atölyemize özel aracınızla gelmeyecekseniz, toplu taşıtlarla da kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bu maksatla belediye otobüsleri veya dolmuşları kullanabilirsiniz.

118 Türkkonut – Angora –Ulus
125 Türkkonut – Ümitköy – Ulus
128 Dodurga- Türkkonut – Ulus
165 Türkkonut – Ümitköy – Kızılay

Dolmuş hattı ise Ulus (Denizciler) – Türk Konut arasında işlemektedir.

Zeytinyağı Mucizesi

April11

Dünyada mevcut zeytin ağacı miktarının 900 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu ağaçların %65′i dört ülkeye yayılmıştır. Geriye kalan bütün ülkeler zeytin ağacı sayısında ancak %35′lik oranı paylaşmaktadırlar.

Güzel Türkiye’miz %65′lik payın içinde yaklaşık 95 milyon ağaçla dördüncü ülke konumundadır. (En çok ağaç İspanya’da; 218 milyon…)

Ülkemizdeki zeytin ağaçlarının %75′i Ege’de bulunuyor. Ayrıca %10 Marmara, %10 Akdenizde mevcut. Biraz da Güneydoğu Anadolu da var. Diğer bölgelerimizde yok kabul edebiliriz.

Pek çoğumuzun, zeytinyağının Ege’de pek yaygın üretildiğinin, Ege bölgemizin güzel zeytinyağı yemeklerini (diğer bölgelerimize haksızlık etmeyelim; her köşesinde ayrı lezzetler saklı memleketimizin!) bildiğini söyleyebiliriz.

Zeytinyağını biraz bilenler, asitlik oranı diye bir şeyi duymuşlardır. Zeytinyağı’nın kalitesini belirleyen bu oran, esasen zeytinyağını oluşturan gliserin ve oleik ait organik maddelerinden, zeytinyağının içerdiği oleik asit miktarının yüzde olarak ifadesidir.

Zeytinin yetiştiği bölgenin iklimi, arazi özellikleri, toprağın verimi, yetişen zeytinin türü, zeytin ağaçlarının bakımlılığı, kullanılan gübrenin çeşidi, zeytin zararlıları ile mücadele şekli, zeytinin toplama metodu, taşıma şekli, yıkanan zeytinin yıkanıp yıkanmadığı, zeytinyağı eldesi için zeytinin ezme metodu gibi pek çok faktör, elde edilen yağın asitlik oranı üzerinde etkilidir.

Yıkanan, ezilen, hamur haline getirilen ve kara suyundan ayrıştırılarak süzülen zeytin, asitlik derecesi %3.3′ün altında ise biyolojik açıdan değerli kabul edilir.

Zeytinyağları içerdiği oleik asit miktarı, yani asitlik derecesine göre dört ayrı türde değerlendirilmektedir;

1. Sızma Zeytinyağı (Extra Virgin Olive Oil)
2. Natürel Zeytinyağı (Virgin Olive Oil)
3. Natürel Birinci Zeytinyağı (Ordinary Virgin)
4. Lampant

Bu sıralamada en yüksek kaliteli, yani en düşük asit oranı içeren zeytinyağı sızma türü olup, lampant türü zeytinyağları sofra ve yemeklerimizle tüketemeyeceğimiz oranda yüksek asit içeren, dolayısıyla en düşük kaliteli zeytinyağlarıdır.

Sızma Zeytinyağı; zeytinin tam olgunlaşmadan (erken hasat) toplanması sonrasında herhangi bir ısıl işleme tabi tutulmadan sıkılmasıyla elde edilir. Bu tür yağda, zeytinin tat, koku ve vitaminleri aynen korunmaktadır. Asit oranı genellikle %0.8′in altında olur. Hem meyvemsi, hem de acımtrak tadı olan sızma yağlar, genellikle çiğ (salatalar, mezeler, vb.) tüketilir. Türkiye’de üretilen zeytinyağlarının sadece %3 gibi küçük bir oranı bu yüksek kaliteye erişmektedir. Dolayısıyla fiyatları da diğer tür zeytinyağlarına göre yüksektir.

Naturel Zeytinyağları; asit oranı %1-2 civarında olan ve Sızma yağlara göre daha yoğun tadı olan yağlardır. Ülkemizde üretilen zeytinyağlarının %12′si bu bu tür yağlardandır.

Asit oranı %2-3.3 arasında olan Natürel Birinci zeytinyağları, ülkemizdeki üretimin %15′ini oluşturmaktadır.

Lampant; asit oranı %3.3′ün üzerinde olan yağ türüdür. Tüketilebilmesi için rafinasyon gerektirir. rafinasyon işlemi sırasında fazla asit miktarı, hoş olmayan koku ve tadı arındırılarak tüketim açısından kabul edilebilir seviyeye yükseltilmektedir. Ülkemizde üretilen yağların %70′i bu kategoriye girmektedir. Rafinasyon işleminin tatamen doğal yollarla yapılabilmekte olduğu, rafinasyonun herhangi bir ısıl veya kimyasal işlem gerektirmediği ve dolayısıyla rafine zeytinyağlarının da tüketim için sağlıklı bir seçim olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Rafine zeytinyağları, genellikle yemeklik olarak tüketilmektedir.

Bu temel zeytinyağı türlerinin dışında kalan ve halen bahsetmediğimiz ancak pek çoğumuzun kulaktan aşina olduğu diğer bir yağ türü de var… Riviera Zeytinyağı… Yukarıda açıkladığımız natürel zeytin yağı ile rafine zeytinyağını karıştırdığınızda elde edilen yağa Riviera denilmekte. Riviera yağın %80-90′ını rafine zeytinyağı, kalanını ise natürel yağ oluşturmakta. Dolayısıyla bu yağ da kızartmalarda ve yemeklik olarak tüketilmektedir.

Ayrıca, zeytin ağacı iki yılda bir zeytin verir. Geçtiğimiz sezon (2001 Eylül-2002 Mayıs dönemi içinde) bazılarınız “Bu yıl zeytinyağı yok, dolayısıyla pahalı” gibi şeyler duymuş olabilirsiniz. Bunun sebebi, geçtiğimiz sezon beklenmedik doğa olayları olması, zeytin yetişmemesi gibi bir sebepten kaynaklanmamaktadır. Bu zaten normaldi. Geçen sezon zeytinin az olduğu sezondu… Bu yıl ise ürünün bol elde edileceği sezona giriyoruz. Bu yıl ekim-aralık döneminde zeytin yetişen bölgelerimizde insanlarımız harıl harıl çalışıp zeytin toplayacaklar. Onlar yıkanacak, ezilecek, ….sonda da soframıza gelecek. Peki bu yıl zeytin bol, dolayısıyla ucuz mu olacak diye sorarsanız, cevabımız kocaman bir HAYIR! olacak? Zeytinyağı ile sabun ürettiğimiz için bundan biz de şikayetçiyiz ama, ne yapalım. Biz zeytinyağı ile devam edeceğiz. Size de tavsiye ederiz. İster yağı, ister sabunu… Bu toprakların bir mucizesi bize zeytinyağı…

 

Osmanlı’da Sabun

April11

Binlerce yıllık geçmişi olan sabun, önceleri tıpta hariçten tedavi edici olarak ele alınmış, sonradan ise vücut temizliğinde kullanılmaya başlanmıştır.

Kullanım alanı ortaçağda genişler ve çamaşırların sabunla yıkanarak temizlenmesine başlanır. Bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkışında da dezenfektan olarak kullanılır.

Sabuna talep bu şekilde artınca 10. Yüzyılda Bizans’ta esnaf locaları içinde sabuncu grubu oluşturulur.

Osmanlı Devleti’nde önemli bir imalat kolu olan sabunculuk gelişmiş ve özel zamanlarda tertip edilen tören alaylarında sabun esnafı yerini almıştır. Osmanlılarda sabunla ilgili ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet, İkinci Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devri kanunnamelerinde görülür.

Osmanlı’da “Sabunhane” denilen ve şahıslara ait olan imalathanelerde geleneksel yöntemlerde üretilen sabunların değerli olanı ve tercih edileni zeytinyağından imal edilen sabunlardı. Bu yüzden Osmanlı İmparatorluğu’nda sabun üretimi yapılan yerlerin başında Batı Anadolu ve Adalar, Şam ve Halep gibi zeytin ağacının bol bulunduğu yerler gelmekteydi.

Osmanlı topraklarında geleneksel sabunhanelerin yanısıra sabun fabrikalarının da kurulup seri üretime geçmesi 19. yüzyılın ikinci yarısını bulur. Bu tarihlerde Edirne Bedesten ve Arasta çarşılarında bulunan sabuncu esnafının fazla olması ve Edirne’nin en önemli ticaret maddesi olan meyve sabunlarının Saray için özel üretilmesi nedeni ile burada “Sabuni” adlı bir mahalle kurulmuş ve Edirne sabunculuğun en önemli şehirlerin biri olmuştur.

 

Sabun Çeşitleri

April10

Sabun çeşitleri üzerine, üyelerimizden aldığımız pek çok soru üzerine, genel olarak bilinen sabun çeşitleri hakkında bir yazı yayınlamaya karar verdik. Umarız bu konudaki sorularınıza bu yazımızda yanıt bulabilirsiniz…

SERT SABUN ( SODYUM SABUNU )

Mutfak sabunu ( Marslya ) sabunu ilk başlarda % 62 yağ asidi içermekteydi. Kullanım alanlarında ( ev işleri, tuvalet ) yapay deterjanların kuvvetli rekabetiyle karşılaşınca, üretimi iyileştirildi.Kehribar renginde yada yarı saydam halde olan bu tür sabun yaklaşık % 62 yağ asidi içermekteydi. Buharla ısıtılan kazanlarda yada teknelerde düşük nitelikli sıvı yağların ( zeytin, kolza, yerfıstığı ) sodyum klorürlü ortamdaki alkali çözeltiye etkisiyle hazırlanır .

TUVALET SABUNU

Hemen hemen içinde hiçsu bulunmayan son derece homojen bir hamur elde edilebilecek biçimdeki enyüksek nitelikli yağlı cisimlerden hareketle hazırlanır. Bu sabuna boyar maddeler, kokular, bakteri öldürücü etkenler ( deodoran sabunlar ) Ve deriyi yumuşatıcı maddeler ( zeytinyağı, süt, lanolin, vb. ) katılır.

TRAŞ SABUNU

Kalıplaşmış ve sıkıştırılmış sabunlardır .

PAYET SABUNLAR ( PULCUKLU ) SABUN YADA TALAŞ SABUNU

Öncelikle aynı yapıda olan bu sabun, değişik biçimde bulunur ; % 78′ i yağ asidinden oluşmuştur ve ılık ya da soğuk suda hemen çözünür : Bu nedenle hassas dokumaların yıkanmasında kullanılır. Talaş sabununda % 73 yağ asidi vardır. Özellikle toz deterjanlarla birlikte çamaşır makinelerinde kullanılır.

POTASYUM SABUN ( YUMUŞAK SABUN )

Arap sabunuda denen bu sabun ev işlerinde ya da sanayide kullanılır. Arap sabunu üretiminde kullanılan sıvı yağlar, keten, kenevir, karanfil ve balıktan çıkarılan yağlardır. Bazlı çözelti, bir potas çözeltisidir. Zayıf bir çözelti, sonra da sabunlaşacak sıvı yağ konur ve kütle kaynama noktasına yakın ısıtılır ve karıştırılırEn sonunda kostik çözelti eklenir. Yüzeyde köpük kalmayınca ve kaynama düzenli bir hale gelirce, pişme tamamlanır. Ayrıca, tatlı badem yağından hareketle bademyağı sabunu, sodyum silikat içeren sert bir sabun olan silikatli sabun, % 10 – 15 sert sabun, kum, çakıl taşı ya da toz haldeki sünger taşı karışımı olan mineral sabun gibi başka sabunlarda üretilir .

ÇÖZÜCÜ SABUN

Bileşimine yağları ve yağlı maddeleri çözebilen aseton, butil alkol, heksalin, izopropil alkol, benzen, kloroform, karbon tetraklorür, klisen, terebentin, toluen, trikoloetilin ve kimi petrol türevlerinin katıldığı sabun ; yağlı ve çok kirli maddelerin yıkanmasında kullanılır, kireçli sulara karşı dayanıklıdır. Cildi uyarmak, yumuşatmak vebeslemek amacıyla kullanılan tuvalet sabunu ( Bu ürünler aşırı yağlı sabunlar, aşırı yağlı madde oranı % 1 – 3 arasında değişir . )

METAL SABUN

Genellikle ağır metallerden her hangi birinin çözünen bir tuz ile alkali bir sabunun tepkimesinden oluşan sabun

PUL SABUN

Yağ asitleri ile reçine asitlerinin oranı en az % 78 olan, küçük yada iri parçalı, ince ve düzgün pulcuklardan oluşan sabun

AYDAM SABUN

Homojenliğini koruması, eloktrelitlere karşı duyarsız hale getirilmesi için, yapısına şeker, gliserin ya da bir alkol katılan sabun

SIVI SABUN

Bilesiminde % 36 oranında hindistan cevizi yağından elde edilmiş potasyum sabunu bulunan sulu çözeltiye denir.

TIBBİ SABUN

Badem yada çekirdek yağının sodyum hidroksit çözeltisiyle sabunlaşması sırasında ilk aşamada elde edilen sabun : bu sabunlar kir çıkartmaktan çok dezenfektan olarak kullanırlar.

TOZ SABUN

Yağ asitleri ile reçine asitlari oranı en az % 82 olan toz halinde sert sabun ( Toz sabunlar çamaşır için özel hazırlanır.

YÜZER SABUN

Yoğunluğunu suyun yoğunluğunun altına düşürmek için karıştırma yoluyla içine hava katılan sabun

YARI PİŞMİŞ SABUN

Kısmi bir tuzlama yapılsın yada yapılmasın sıcakta hamurlaştırma işlemiyle elde edilen sabun

SOĞUK ÜRETİM SABUNU

Sıvı durumda katılın dolgu maddeleriyle alkali kostik çözeltinin ısı veren tepkimesi sonunda elde edilen sabun.

PONZA SABUNU

Bu sabunun diğer ismi ise mineral sabundur. Bileşimine ponza taşı katılan bir sabundur .

GAR SABUNU veya GARLI SABUN

Ülkemizde Akdeniz bölgesinde yaygın olarak üretilen, özellikle Hatay yöresinde başlıca geçim kaynaklarından biri olan gar sabunu defne sabunnu olarak bilinen sabunun bölgesel adıdır.

 

Cildimizi Tanıyalım

April10

Her cilt tipi hassaslaşmaya eğilimlidir. Ancak bazı cilt tipleri sürekli hassasiyet problemi yaşarlar. Hassas ciltlerin karakteristikleri arasında kolay kızarma, pek çok cilt bakım ürünlerine karşı reaksiyon gösterme, özellikle cilt bakım sonrasında yanma hissi ve rahatsızlıklar, kaşıntılar ve güneş altında hızlı yanma (istenmeyen derecede) gösterilebilir. Her cilt tipi pek çok dış faktörlerden dolayı su kaybına uğrayabilir. Bu durumda ciltte solgunluk ve ince çizgiler oluşmaktadır.

Cildiniz hangi tip?

Cilt tipleri cildin ne kadar yağ ürettiğine bağlı olarak normal, kuru, yağlı ve karma olarak dört farklı tipte incelenebilir. Ancak bunların dışında hatırlamanız gereken hususlardan birincisi, cilt tipinizin yaşamınız boyunca değişeceği ve belirli sınıflandırmalara dahil edilse bile esasında her cildin birbirinden farklı olduğudur. Bunları biraz daha açmak gerekirse; yaşadığınız iklime, yaşınıza ve hormanal değişikliklere göre cildiniz değişecektir. Bu sebeple yetişkinler için her beş yılda bir cilt tipinizin tekrar değerlendirilmesi önerilir. Bunların dışında cilt tipiniz hakkında detaylı bilgi almak için bir dermatalog veya güzellik uzmanına danışmanız faydalı olacaktır.

Normal Cilt

Sadece gerekli olan yağ miktarını üreten cilt tipi olup küçük gözeneklere sahiptir. Akşam üstü ” T” bölgesi (alın ve burun) biraz parlaklaşabilir, arasıra yanak bölgesinde kurumalar gözlenebilir. Siyah noktalara sahip olabilir.

Normal Cilt Bakımı;

Tebrikler, herkesin arzuladığı bir cilt tipine sahipsiniz, ancak bu cilt bakımınızı yapmamanız anlamına gelmez. Kullandığınız cilt ürünlerine (sabun, krem, losyon v.b.) göre cildiniz kuruyabilir veya yağlanabilir. Örneğin, eğer gençlik çağınızda normal bir cilt tipine sahipseniz, cildinizin yaşlanmaya bağlı olarak giderek kuruyacağı söylenebilir. Normal bir cilde sahipseniz güneşli havalarda güneş gözlüğü takmanızı, cildinizi düzenli olarak temizlemenizi ve kullandığınız cilt bakım ürünlerinin cildinizi kurutmadığından emin olmanızı önerebiliriz. Normal ciltler için soğuk havalarda hafif kuruma ve su kaybı görülebilir. Bu yüzden soğuk havalarda nemlendirici özelliği daha yüksek bakım ürünleri kullanabilirsiniz. Ilık ve sıcak havalarda ise “T” bölgenizin akşam üstüne doğru biraz parlaklık kazandığını farkedebilirsiniz. Bu durumdaysa daha az nemlendirici özelliği olan bakım ürünleri kullanılabilir veya kil bazlı bir maske ile fazla yağı alabilirsiniz.

Kuru Cilt

Yeterli miktarda yağ üretmeyen cilt olup mat bir görünüşe sahiptir. Cilt asla parlaklaşmaz. Çok küçük veya görünmez gözeneklere sahiptir. Bazen solgun görünebilir, cilt sıkı ve rahatsız edicidir. Kırışıklık benzeri ince çizgilere sahip olabilir.

Kuru Cilt Bakımı;

Mümkünse her gün güneş gözlüğü kullanılması, düzenli olarak nemlendirici kullanılmasını ve kremli veya sütlü cilt temizleme ürünlerinin tercih edilmesini önerebiliriz. Cildiniz kuru ise soğuk havalarda daha da kuruyacağından zengin nemlendirici özelliği olan cilt bakım ürünlerinin kullanılması ve hatta gece kremi olarak yatarken cildin uygun bir cilt yağı ile yağlanması önerilebilir. Gün içinde bir nemlendirici ile cildin doğal nem dengesi sağlanabilir. Ilık ve sıcak havalarda soğuk havalara göre daha az nemlendirici özelliği olan cilt bakım ürünleri kullanılabilir.

Yağlı Cilt

Çok fazla yağ üreten ciltler olup tüm yüz boyunca yağlı ve parlak bir görüntüye sahiptir. Geniş ve kolay görünebilen gözeneklere sahiptir. Yaygın olarak siyah noktalara sahip olmaya elverişlidir.

Yağlı Cilt Bakımı;

Güneşli havalarda güneş gözlüğü takmaya özen gösteriniz. Cildinizi düzenli olarak temizleyiniz. Yağ içermeyen bir nemlendirici kullanınız. Fazla yağı emmesi için haftada 1 veya 2 kez “T” bölgesine kil bazlı bir maske uygulayınız. Yağlı ciltler için soğuk havalar yağın cilt gözeneklerinden daha az dışarı atılması anlamına gelir. Bu görüntü açısından daha az parlaklık anlamına gelse de gözeneklerinizin daha da genişlemesini sağlar. (Yani dışarı atılamayan yağ içeride birikerek gözeneklerin genişlemesine sebep olur.) Ilık ve sıcak havalarda ise yağlı ciltler oldukça fazla yağı gözenekler aracılığı ile kolayca atabildiklerinden kil bazlı maskelerin düzenli uygulanması ve nemlendirici kullanılmaması önerilir. Cilde özel cilt yağını emen kağıt ürünleri uygulayıp parlaklığın giderilmesi sağlanabilir.

Karma Cilt

Cildin farklı bölgelerinde farklı miktarda yağ üreten cilt tipidir. Öğleden sonraları “T” bölgesinde yağlı ve parlak bir görüntü oluşur. Ancak bu parlaklık hiç bir zaman tüm yüzü kaplamaz. Siyah noktalara elverişlidir ve yanaklarda hafif kuruluk oluşabilir. Karma ciltlerin “T” bölgesinde görünebilir gözenekler mevcuttur.

Karma Cilt Bakımı;

Güneş Gözlüğü takılması, cildin düzenli olarak temizlenmesi ve “T” bölgesine haftada 1-2 kere kil maskesi uygulanması önerilebilir. Soğuk havalarda özellikle yanak bölgesi hafif kuruma veya su kaybına eğilimlidir. Cildin kuru bölgelerine (“T” bölgesi hariç) nemlendirici uygulanabilir.

 

Doğal Sabun ve Yağlar

April10

Hangi yağ, hangi cilt için uygundur?

Aşağıda belirtilen yağlara ait özellikler genel olarak ifade edilmiştir. Eğer allerjik bir bünyeye sahipseniz veya aşağıdaki yağlardan herhangi birine karşı hassasiyetinizi ölçmek istiyorsanız basit bir allerji testi yaptırabilirsiniz.

Genel olarak pekçok yağ, masaj sırasında cilde direkt olarak uygulanmaz. Örneğin masaj için avakado yağı hazırlamak isteniyorsa, avakado yağı %10′u geçmeyecek bir oranda diğer taşıyıcı bir yağ (zeytinyağı, vb.) ile karıştırılacaktır.

Avakado : Kuru cilt tipi için uygundur. A, B, D, E vitaminlerini içerir.

Ayçiçeği yağı : Nemlendirici ve besleyicidir.

Bal : Kuru ciltler için önerilir.

Bergamot : Yağlı ciltler için iyi gelir, Hassas ciltler dikkat etmelidir.

Biberiye : Derinden temizlik sağlar, mikrop kırıcı özelliği vardır.

Buğday : Yıpranmış cildi besler. E vitamini açısından zengindir. A, D vitaminleri, protein ve mineraller içerir.

Gül : Tüm cilt tipleri için uygundur. Yumuşatıcı ve rahatlatıcıdır.

Havuç : Tüm cilt tipi için uygundur. Özellikle yüz temizliği için idealdir. Beta-Carotene, A, B, C, D, E vitamini açısından zengindir.

Hindistancevizi : Cildi besler.

Hint yağı : Cildi besler.

Jojoba : Tüm cilt tipleri için uygundur. A vitamini açısından zengindir.

Kayısı : Tüm cilt tipleri için uygundur. Özellikle yüz temizliği için idealdir. Akneleri temizler. A vitamini ve mineraller içerir.

Keten yağı : Yüz bakımında parlatıcı olarak kullanılır.

Kil : Ölü derileri temizler.

Lavanta : Hassas veya yağlı ciltler için uygundur. Akne tedavisinde kullanılır.

Limon : Yağlı ciltler için uygundur. Hassas ciltler dikkat etmelidir.

Menekşe : Hafif mikrop kırıcıdır. Hassas ciltler dikkat etmelidir.

Mısır Yağı : Yüksek miktarda E vitamini içerir.

Nane : Hassas ciltler dikkat etmelidir.

Papatya : Hassas ciltler için uygundur. Yumaşatıcı ve rahatlatıcıdır. Akne tedavisinde kullanılır.

Portakal : Kuru cildi besler, çok iyi bir cilt toniğidir. Kokusu ferahlatıcıdır.

Susam yağı : Cildi besler. E vitamini, protein, mineral ve amino asitler içerir.

Tarçın : Hassas ciltler dikkatli kullanmalıdır.

Tatlı Badem : Tüm cilt tipleri için uygundur. Protein, vitamin ve mineraller açısından zengindir.

Yasemin : Kuru ciltler için uygundur.

Zencefil : Hassas ciltler dikkatli kullanmalıdır.

Zeytinyağı : Cildi besler, nemlendirir.

PH Nedir?

April10

pH”, ‘hidrojen iyonları konsantrasyonu’ anlamına gelen Latince “potentia hidrogenii” teriminin kısaltmasıdır. pH değeri, asitlerle bazları ayırdetmek ve kuvvetlerini ölçmek için bir ölçüdür. Su içeren herşeyin bir pH değeri vardır ve elektronik aletlerle veya endikatörlerle belirlenebilir. PH skalası, 0′dan 14′e uzanır ve tam orta değer 7, yani ‘nötral’dir. Su, nötr (pH 7) değere sahiptir.

Alkali sabun çözeltileri, baziktir ve pH değeri 7′nin üzerindedir. Bunun tersi, sirke, laktik asit veya karbonik asit gibi asidik çözeltiler, bu skalada 0 ile 7 arasında değerler alır.

Cilt yüzeyindeki hidrolipid film tabakası da su içerdiğinden, cildimizin pH değeri de ölçülebilir. 100 yıldır cildin hafif asidik olduğu bilinir. Modern metodlar cildin ortalama pH değeri 5.5′a sahip olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu değer, ciltte bulunan asidik maddeler (ter, sebum ve cilt hücreleri) tarafından üretilmiştir. Cildin asidik özelliğinin işlevi, “koruyucu asit örtü” terimiyle açıklanmıştır.

Görevi, cildi zararlı mikroorganizmalardan ve çevrenin zararlı etkilerine karşı korumak, böylece cildi enfeksiyon, alerji, tahriş ve kuruluğa karşı korumaktır. Buna ek olarak, bozulmamış asit örtüsü doğal deodorant etkisi gösterir. Vücut kokusuna neden olan, terin içeriğindeki maddelerin bakteriler tarafından parçalanması engellenir.

Bu yüzden, cilt bakımı ve temizliğindeki en önemli beklenti koruyucu asit örtüsünün mutlaka devam ettirilmesidir.

Su ve Sabun

April10

Kullanım açısından değerlendirildiğinde, SU ve SABUN her zaman birlikte anımsanır. Sabunun köpürme özelliği üzerinde etkili bir faktör olan su sertliği, su içinde mevcut ve suya sertlik veren minerallerin analiz sonucu ölçümü ile belirlenir. Bu mineraller arasında kalsiyum ve magnezyum, su içinde mevcut oranlarına göre belirleyici özelliğe sahiptir. Suyun sertlik sınıflaması şu şekilde verilebilir.

Çok yumuşak 0 – 5 Fr
Yumuşak 5 – 10 Fr
Orta sert 10 – 20 Fr
Sert 20 – 30 Fr
Çok sert > 30 Fr

Ayrıca; sulardaki kimyasal, fiziksel, biyolojik, zehirli madde vb. içerikleri; Türk Standartları 266′ da belirtilen parametrelerin kabul edilebilecek asgari ve azami değerleri ile belirlenmiştir. Bu parametrelerin analiz edilmesi sonucunda suyun kullanım amacına göre uygunlugu değerlendirilebilir. Bu parametrelerden sadece birisinin standart degerler dışına çıkması suyun içme suyu olarak kullanılmasını engeller.

Sert sularda sabun sarfiyatı fazladır, sabun geç köpürür. Suyun içinde bulunan kalsiyum ve magnezyum, sabunların bileşiminde bulunan sodyum ve potasyum ile yer değiştirerek tamamen sarfedildikten sonra sabun köpürür.

 

« Eski YazılarYeni Yazılar »
  • Deniz: Çok Saolun Bende Dönem Ödevi...
  • aysel: cok super bı sıte olmus...
  • ceyhun: merhaba öncelikle...
  • sertaç taş: çok güzel çalışmlar...
  • selçuk: bravo verdiğniz bilgiler...