DOĞAL SABUN ATÖLYESİ

bir SABUNİ projesi…

Zeytinyağı Mucizesi

April11

Dünyada mevcut zeytin ağacı miktarının 900 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu ağaçların %65′i dört ülkeye yayılmıştır. Geriye kalan bütün ülkeler zeytin ağacı sayısında ancak %35′lik oranı paylaşmaktadırlar.

Güzel Türkiye’miz %65′lik payın içinde yaklaşık 95 milyon ağaçla dördüncü ülke konumundadır. (En çok ağaç İspanya’da; 218 milyon…)

Ülkemizdeki zeytin ağaçlarının %75′i Ege’de bulunuyor. Ayrıca %10 Marmara, %10 Akdenizde mevcut. Biraz da Güneydoğu Anadolu da var. Diğer bölgelerimizde yok kabul edebiliriz.

Pek çoğumuzun, zeytinyağının Ege’de pek yaygın üretildiğinin, Ege bölgemizin güzel zeytinyağı yemeklerini (diğer bölgelerimize haksızlık etmeyelim; her köşesinde ayrı lezzetler saklı memleketimizin!) bildiğini söyleyebiliriz.

Zeytinyağını biraz bilenler, asitlik oranı diye bir şeyi duymuşlardır. Zeytinyağı’nın kalitesini belirleyen bu oran, esasen zeytinyağını oluşturan gliserin ve oleik ait organik maddelerinden, zeytinyağının içerdiği oleik asit miktarının yüzde olarak ifadesidir.

Zeytinin yetiştiği bölgenin iklimi, arazi özellikleri, toprağın verimi, yetişen zeytinin türü, zeytin ağaçlarının bakımlılığı, kullanılan gübrenin çeşidi, zeytin zararlıları ile mücadele şekli, zeytinin toplama metodu, taşıma şekli, yıkanan zeytinin yıkanıp yıkanmadığı, zeytinyağı eldesi için zeytinin ezme metodu gibi pek çok faktör, elde edilen yağın asitlik oranı üzerinde etkilidir.

Yıkanan, ezilen, hamur haline getirilen ve kara suyundan ayrıştırılarak süzülen zeytin, asitlik derecesi %3.3′ün altında ise biyolojik açıdan değerli kabul edilir.

Zeytinyağları içerdiği oleik asit miktarı, yani asitlik derecesine göre dört ayrı türde değerlendirilmektedir;

1. Sızma Zeytinyağı (Extra Virgin Olive Oil)
2. Natürel Zeytinyağı (Virgin Olive Oil)
3. Natürel Birinci Zeytinyağı (Ordinary Virgin)
4. Lampant

Bu sıralamada en yüksek kaliteli, yani en düşük asit oranı içeren zeytinyağı sızma türü olup, lampant türü zeytinyağları sofra ve yemeklerimizle tüketemeyeceğimiz oranda yüksek asit içeren, dolayısıyla en düşük kaliteli zeytinyağlarıdır.

Sızma Zeytinyağı; zeytinin tam olgunlaşmadan (erken hasat) toplanması sonrasında herhangi bir ısıl işleme tabi tutulmadan sıkılmasıyla elde edilir. Bu tür yağda, zeytinin tat, koku ve vitaminleri aynen korunmaktadır. Asit oranı genellikle %0.8′in altında olur. Hem meyvemsi, hem de acımtrak tadı olan sızma yağlar, genellikle çiğ (salatalar, mezeler, vb.) tüketilir. Türkiye’de üretilen zeytinyağlarının sadece %3 gibi küçük bir oranı bu yüksek kaliteye erişmektedir. Dolayısıyla fiyatları da diğer tür zeytinyağlarına göre yüksektir.

Naturel Zeytinyağları; asit oranı %1-2 civarında olan ve Sızma yağlara göre daha yoğun tadı olan yağlardır. Ülkemizde üretilen zeytinyağlarının %12′si bu bu tür yağlardandır.

Asit oranı %2-3.3 arasında olan Natürel Birinci zeytinyağları, ülkemizdeki üretimin %15′ini oluşturmaktadır.

Lampant; asit oranı %3.3′ün üzerinde olan yağ türüdür. Tüketilebilmesi için rafinasyon gerektirir. rafinasyon işlemi sırasında fazla asit miktarı, hoş olmayan koku ve tadı arındırılarak tüketim açısından kabul edilebilir seviyeye yükseltilmektedir. Ülkemizde üretilen yağların %70′i bu kategoriye girmektedir. Rafinasyon işleminin tatamen doğal yollarla yapılabilmekte olduğu, rafinasyonun herhangi bir ısıl veya kimyasal işlem gerektirmediği ve dolayısıyla rafine zeytinyağlarının da tüketim için sağlıklı bir seçim olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Rafine zeytinyağları, genellikle yemeklik olarak tüketilmektedir.

Bu temel zeytinyağı türlerinin dışında kalan ve halen bahsetmediğimiz ancak pek çoğumuzun kulaktan aşina olduğu diğer bir yağ türü de var… Riviera Zeytinyağı… Yukarıda açıkladığımız natürel zeytin yağı ile rafine zeytinyağını karıştırdığınızda elde edilen yağa Riviera denilmekte. Riviera yağın %80-90′ını rafine zeytinyağı, kalanını ise natürel yağ oluşturmakta. Dolayısıyla bu yağ da kızartmalarda ve yemeklik olarak tüketilmektedir.

Ayrıca, zeytin ağacı iki yılda bir zeytin verir. Geçtiğimiz sezon (2001 Eylül-2002 Mayıs dönemi içinde) bazılarınız “Bu yıl zeytinyağı yok, dolayısıyla pahalı” gibi şeyler duymuş olabilirsiniz. Bunun sebebi, geçtiğimiz sezon beklenmedik doğa olayları olması, zeytin yetişmemesi gibi bir sebepten kaynaklanmamaktadır. Bu zaten normaldi. Geçen sezon zeytinin az olduğu sezondu… Bu yıl ise ürünün bol elde edileceği sezona giriyoruz. Bu yıl ekim-aralık döneminde zeytin yetişen bölgelerimizde insanlarımız harıl harıl çalışıp zeytin toplayacaklar. Onlar yıkanacak, ezilecek, ….sonda da soframıza gelecek. Peki bu yıl zeytin bol, dolayısıyla ucuz mu olacak diye sorarsanız, cevabımız kocaman bir HAYIR! olacak? Zeytinyağı ile sabun ürettiğimiz için bundan biz de şikayetçiyiz ama, ne yapalım. Biz zeytinyağı ile devam edeceğiz. Size de tavsiye ederiz. İster yağı, ister sabunu… Bu toprakların bir mucizesi bize zeytinyağı…

 

“Zeytinyağı Mucizesi”

3 Yorum
  1. 22 November 2009 saat 15:29 Cenap sismanoglu diyor ki:

    Ellerinize saglik,vermis oldugunuz bilgiler gayet net ve acik.
    Saygilarimla
    Cenap Sismanoglu

  2. 5 November 2010 saat 02:21 sertaç taş diyor ki:

    çok güzel çalışmlar yapıyorsunuz kutluyorum sizleri
    fakat sizlere bi sorum olacak dogal sabun diyorsunuz
    *sabunlarınızda kostik varmı (poh)yokmu bu nu merak ediyorum bunu bana mail ile yada burda bilgilendirirseniz şimdiden teşekkür ederim saygılar la

  3. 20 February 2011 saat 01:56 ceyhun diyor ki:

    merhaba öncelikle çalışmalrını çok beğendim ve bende evde kendim denemek istiyorum ama kafam takılan sorular var sabunu kestiketen sonra nekadar süreyle bekletiyoruz ve yaptığımız sabunların sanayi tipi sabunlardan farklı olarak yüz için uygun olmayacağı görüşü doğrumudur mail olarak veya burda yazarsanız çok sevinirim

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz:

  • Deniz: Çok Saolun Bende Dönem Ödevi...
  • aysel: cok super bı sıte olmus...
  • ceyhun: merhaba öncelikle...
  • sertaç taş: çok güzel çalışmlar...
  • selçuk: bravo verdiğniz bilgiler...